AMR b. CEMÛH

عمرو بن الجموح

Amr b. el-Cemûh b. Zeyd el-Ensârî es-Selemî (ö. 3/625)

Seleme oğullarının reisi, sahâbî.

Medine’nin iki büyük kabilesinden Hazrec’in Seleme (Selime) boyunun reisi idi. Câhiliye döneminde putlara aşırı bir bağlılığı vardı. Bu sebeple ensar arasında oldukça geç müslüman olanlardandır. Bazı kaynaklarda İkinci Akabe Biatı’na katıldığı belirtilirse de bu husus doğru değildir. Ancak Akabe biatlarından sonra bizzat kendi oğlu ve bazı akrabalarının, onun çok sevdiği Menâf adlı putu birkaç defa bir çukura atarak putların hiçbir güce sahip olmadığını ispatlamalarından sonra müslüman oldu. Hicretin ilk yılı dolmadan Medine’de yapılan ensar ile muhacirlerin kardeş ilân edilmesi (muâhât*) merasiminde Hz. Peygamber’in yakın akrabası Ubeyde b. Hâris


ile kardeş oldu. Bedir Gazvesi’ne katıldığı söyleniyorsa da çok istemesine rağmen, fazla topallaması sebebiyle rahatça savaşamayacağını söyleyen oğulları Hz. Peygamber’in de müdahalesiyle Bedir Savaşı’na katılmasına engel olmuşlardı. Ancak Uhud Gazvesi sırasında oğulları yine engel olmaya kalkınca, “Siz beni Bedir Seferi’nde cenneti kazanmaktan alıkoymuştunuz” diyerek onları Hz. Peygamber’e şikâyet etti. Sakat olduğu için savaşa katılması gerekmediği halde onu çok istekli gören Hz. Peygamber Uhud’a iştirak etmesine izin verdi. Amr b. Cemûh cesaretle çarpıştı. Savaşın sonlarına doğru müslüman saflarında dağılma başladığı zaman bile o sebat edip düşmanla mücadeleye devam etti ve sonunda hep arkasında savaşarak onu korumaya çalışan oğluyla birlikte şehid oldu. Yeteri kadar kefen bulunamadığı için çok sevdiği arkadaşı ve kayınbiraderi Abdullah b. Amr b. Harâm ile aynı kefene sarıldı ve aynı kabre kondu. Hz. Peygamber bir hadisinde onun cennette sapasağlam ayaklarla yürüdüğünü haber vermiştir (bk. Müsned, V, 299).

Amr b. Cemûh uzun boylu, cömert, cesur ve şair ruhlu bir zat idi.

BİBLİYOGRAFYA:

Müsned, V, 299; Vâkıdî, el-Megazî, s. 264-265, 267; İbn Hişâm, es-Sîre, II, 452-453; Belâzürî, Ensâb, I, 270, 333; İbn Abdülber, el-İstî‘âb, II, 503-506; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-gabe, IV, 206-208; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, I, 252-255; Zerkeşî, el-Burhân, IV, 43; İbn Hacer, el-İsâbe, II, 529-530.

Ahmet Önkal