TÂHİRÜLMEVLEVÎ

(1877-1951)

Edebiyat tarihçisi, yazar ve şair.

5 Ramazan 1294 (13 Eylül 1877) tarihinde İstanbul Taşkasap’ta (Fındıkzade) doğdu. Asıl adı Mehmed Tâhir’dir. Babası hademe-i hâssa başçavuşlarından Mustafa Saffet Bey olup baba tarafından büyük dedesi Hattat Mehmed Tâhir Efendi Mevlevî dervişiydi. Annesi Emine Emsal Hanım’dır. Tâhirülmevlevî tahsilini Gülhane Askerî Rüşdiyesi ve Menşe-i Küttâb-ı Askerî’de tamamladı. Bâb-ı Seraskerî’de mülâzım olarak göreve başladı (1892). Bu arada Filibeli Râsim Efendi ve Mehmed Esad Dede’nin derslerine devam ederek mesnevîhanlık icâzetnâmesi aldı (1893). Esad Dede’nin aracılığıyla Mehmed Celâleddin Dede’ye intisap etti. Esad Dede ile yaptığı hac yolculuğu sırasında Kahire, Mekke ve Medine’de ilim ve tasavvuf ehlinin sohbetlerine katıldı. Mekke Şeyhülmeşâyihi Ahmed er-Rifâî kendisine Kādirî ve Rifâî tarikatlarından icâzetnâme verdi. Hac dönüşünde Yenikapı Semâzenbaşısı Karamanlı Hâlid Dede’den semâ çıkardı ve dönemin en iyi semâzenleri arasında yer aldı. Memuriyetten istifa ederek 1001 günlük çileye girdi (1896-1898). Ardından Tâhir Dede Kütüphanesi’ni kurup (1899) kitap yayımına başladı. Haftalık bir dergi çıkarma başvurusu geri çevrilince yayımına ara verilen Resimli Gazete’yi yeniden çıkarmak üzere Karabet’le anlaştı. Ancak gazetenin ilk sayısının hemen ardından bir ittihâd-ı Mevlevî komitesi oluşturmak amacıyla gazete çıkardığına dair jurnal yüzünden yayımına yasak getirildi; kitap yayım izni de durduruldu. Dükkânını kapatarak Nâzıme Sultan’ın Ortaköy’deki yalısına vekilharç sıfatıyla girdi. Dört yıl boyunca matbuatla alâkasını kestiği halde dostlarının ısrarıyla Dîvançe-i Tâhir’i neşretti. Şubat 1904’te Orman ve Ziraat Nezâreti’nde tekrar memuriyete başladı. Burada Mehmed Âkif’le tanışıp dost oldu. Burhân-ı Terakkî ve Rehnümâ-yı Füyûzât mekteplerinde Farsça ve İslâm tarihi dersleri okuttu. 1909’da Dârüşşafaka’ya edebiyat ve usûl-i tahrîr muallimi tayin edildi. Başarısızlıkla sonuçlanan bir gazete (Rehber-i Vatan) çıkarma teşebbüsünden sonra Nekregû’nun başmuharrirliğine getirildi. Tâhir Saffet imzasıyla istibdadı ve hafiye teşkilâtını hicveden yazılar yazdı. Henüz İstanbul’daki şubesi açılmadan girdiği İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nden 31 Mart olaylarından kısa bir süre önce ayrıldı. Beyânülhak, Sırât-ı Müstakîm ve Sebîlürreşâd’da İslâm tarihine ve günlük meselelere dair yazıları yayımlandı. Şeyh Galib hakkında Şehabeddin Süleyman’la giriştiği bir kalem tartışmasıyla dikkat çekti (1912).

Mehmed Esad Dede’nin ölümü üzerine (1911) kendisine Kasımpaşa Mevlevîhânesi mesnevîhanlığı teklif edildiyse de hocasına duyduğu saygı sebebiyle meşguliyetini öne sürerek onun makamına geçmek istemedi. 1914’te kurulan Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye medreselerinde müderrisliğe getirildi ve İslâm tarihiyle İslâm medeniyeti dersleri okuttu. Ali Ekrem’in (Bolayır) başkanlığında kurulan Tedkīkāt-ı Lisâniyye Heyeti’ne üye oldu (30 Mart 1918). Büyük Fatih yangınında Taşkasap’taki eviyle birlikte kütüphanesi ve telifleri yandı. Altı ay kadar Maliye Nezâreti’nde çalışıp tekrar Orman ve Ziraat Nezâreti’nde görev aldı (28 Nisan 1920). Medrese dersleri Medresetü’l-kudât’taki kitâbet-i resmiyye muallimliğiyle devam etti (1919-1924). İskilipli Mehmed Âtıf Efendi’nin kurduğu Cem‘iyyet-i


Müderrisîn’e (1918) adı Teâlî-i İslâm’a çevrilip ilmî bir cemiyet haline geldikten sonra girdi. Meşihat tarafından cemiyet adına bastırılan ve halkı Kuvâyi Milliye aleyhine çevirmeyi hedefleyen beyannâmeye karşı çıkınca memuriyetine son verildiyse de bir ay sonra geri döndü (26 Eylül 1920). İstanbul’daki dairelerin ilgası üzerine 28 Şubat 1923’te bir miktar maaşla memuriyetten uzaklaştırıldı. Isparta’ya çıkan yeni bir tayini kabul etmeyince verilen azil maaşı da kesildi.

29 Temmuz 1920’den itibaren Teâlî-i İslâm Cemiyeti’nin Şehzadebaşı’ndaki merkezini adres göstererek Mahfil’i çıkarmaya başladı. İşlerin tamamen kendi üstüne kalmasıyla idarehaneyi önce evine, ardından Bâbıâli’ye taşıdı. Teklif edilen Fâtih Camii mesnevîhanlığını kabul etti (17 Eylül 1923). Medreselerin lağvedilmesinden (Mayıs 1924) sonra İstanbul İmam-Hatip Mektebi edebiyat, hitabet ve irşad muallimliğine getirildi. Bu mektebin lise seviyesine çıkarılması teklifi medreselerin yeniden ihyası şeklinde anlaşılınca on beş kadar muallimle birlikte görevine son verildi. Şapka İktisâsı Hakkında Kanun çıkınca sarık sarma hakkından faydalanmak amacıyla gayri resmî sürdürdüğü Fâtih Camii mesnevîhanlığını resmen üzerine aldı (Eylül 1925). 7 Aralık 1925’te şapkaya ve inkılâplara karşı olma suçlamasıyla İstanbul’da tutuklanan yirmi beş kişi arasında Tâhirülmevlevî de vardı. İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanmak için Ankara’ya götürüldü. 26 Ocak 1926’daki duruşmada, İskilipli Âtıf Efendi’nin Frenk Mukallidliği ve Şapka adlı kitabının dağıtımına yardım etmek ve Teâlî-i İslâm Cemiyeti’ne üye olmak suçundan yargılandı. 3 Şubat’taki duruşmada Teâlî-i İslâm’a ilmî bir cemiyet mahiyeti taşıdığı için girdiğini, cemiyet adına hazırlanan beyannâmenin kabulünü engellemeyi başardığını, adı geçen kitabı da satışı yasaklanmadan önce sattığını belirterek kendini savundu ve beraat edip İstanbul’a döndü. Dârüşşafaka’daki derslerine devam etti. Defterhâne’deki tapu dairesinde başladığı memuriyetini (1926) Maltepe Askerî Lisesi’nde edebiyat muallimliğiyle sürdürdü (1929). 1931’de nakledildiği Kuleli Askerî Lisesi’nde on yıl muallimlik yaptı. Soyadı kanunu çıkınca Olgun soyadını aldı.

Çalışmalarını edebiyat tarihi sahasında yoğunlaştıran Tâhirülmevlevî Yücel dergisindeki yazıları ile (1935) bazı kitaplarını neşretti. 1934’te Maarif Vekâleti’ne bağlı Edebiyat Lugatı Komisyonu’nda Ali Ekrem’le sürdürdükleri lugat çalışmaları yürümeyince Edebiyat Istılahları adlı eserini hazırladı. Sadettin Nüzhet Ergun’la Kurun ve Bilgi Yurdu’nda Bâkî ve Şeyh Galib’e dair şiddetli tartışmaları oldu. 1940’ta yayımlanmaya başlanan İslâm-Türk Ansiklopedisi’nin yazarları arasında yer aldı. Mehmet Ali Ayni’nin teklifiyle İstanbul kütüphanelerindeki yazmaları tasnif için kurulan komisyonda çalışmaya başladı (1943). 12 Şubat 1944’te, yaşının ilerlemesi gerekçe gösterilerek Dârüşşafaka’da 1909 yılından beri yaptığı hocalık görevinden emekliye sevkedildi. 29 Mayıs 1948’de Süleymaniye Camii’nde Meŝnevî okutmaya başladı. Bu yıllarda Meŝnevî etrafında bir tartışmaya girişti. Ömrünün son yılları yazma divanlar katalogu hazırlığı ve İslâm Yolu dergisinde yazdığı yazılarla geçti. Meŝnevî takriri notlarını Mesnevî Dersleri adıyla formalar halinde bastırdı. 21 Haziran 1951’de vefat etti. Cenazesi vasiyeti üzerine Yenikapı Mevlevîhânesi’nde annesi Emine Emsal Hanım’ın yanına defnedildi. Çelebi kişiliğinin yanında hicivleri ve kalem mücadeleleriyle tanınan, hürriyetçi bir karaktere sahip bulunan Tâ-hirülmevlevî, Yenikapı Mevlevîhânesi gibi İstanbul’un bir sanat ve edebiyat muhitinden feyiz alıp ilim ve irfan havası içinde ömür sürmüş, talebelerinin sayısı binleri aşmış, birçok öğrencisi yüksek mevkilere çıkmıştır.

Eserleri. A) Edebiyat. a) Şiir. 1. Mir’ât-ı Hazret-i Mevlânâ. Mevlevîhânedeki çilesi esnasında kaleme aldığı “Hilye-i Hazret-i Mevlânâ” ile Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî için yazdığı diğer manzumelerinden meydana gelen eser Tâhir Dede Kütüphanesi’nin birinci kitabı olarak yayımlanmıştır (İstanbul 1315). 2. Dîvânçe-i Tâhir (İstanbul 1318). Daha sonraki şiirlerinin ilâvesi ve Dîvân-ı Tâhirü’l-Mevlevî adıyla 1932’de düzenlenen fakat basılamayan eserin ilk şeklidir. Dîvân-ı Tâhirü’l-Mevlevî’nin son yedi varağı Dîvânçe-i Fârsî-i Ŧâhir’e ayrılmıştır. 218 varaklık divanda şairin biyografisi, eserlerinin listesi ve “İfade” başlığı altında şiir görüşü de yer almaktadır. 1945’ten sonra yazdığı şiirleri yine Dîvân-ı Tâhirü’l-Mevlevî adıyla bir araya getirmiş, ancak bu eser de basılamamıştır. 3. Farsça Divançe ve Tercümesi. Tâhirülmevlevî’nin Farsça yirmi dokuz gazeli, az sayıda kıta, rubâî, tahmîs ve mesnevisiyle bunların Türkçe’sini ihtiva eden eseri Yusuf Öz ve Yakup Şafak yayımlamış (Konya 2003), daha geniş bir içerikle Mehmet Atalay tarafından Tahirül-Mevlevi’nin Farsça Divançesi ve Tercümesi adıyla ikinci bir neşri gerçekleştirilmiştir (İstanbul 2007). Tâhirülmevlevî’nin kendi başından geçen başarısız bir gazete çıkarma girişiminden yola çıkarak yazdığı Teşebbüs-i Şahsî adlı bir romanı vardır (İstanbul 1330); bunun bir kısmı “Gazetecilik” başlığıyla Nekregû’da yayımlanmıştır. b) Dil ve Edebiyat Bilgileri. 1. Dest-âvîz-i Fârsî-hânân. Rehnümâ-yı Füyûzât Mektebi külliyatının ilk kitabıdır (İstanbul 1325). 2. Âmuzgâr-ı Fârsî. 1906’da “kısm-ı evvel”inin Musavver Terakkî’de neşredildiği bilinmektedir. 3. Tedrîsât-ı Edebiyyeden Nazım ve Eşkâl-i Nazım. Dârüşşafaka’da okuttuğu edebiyat derslerinin notlarıdır. Şiirle ilgili teknik meseleler, vezin ve kafiye gibi şekillerle bazı edebiyatçıların kısa biyografisinden meydana gelir (İstanbul 1329). 4. Edebiyat Lugati. Edebiyat Lugatı Komisyonu’ndan ayrıldıktan sonra hazırladığı Edebiyat Istılahları kitabının muhtasarıdır (İstanbul 1936). Küçük bazı değişikliklerle Kemal Edip Kürkçüoğlu tarafından da yayımlanmıştır (İstanbul 1973). Müellifin ayrıca Edebiyat Kaideleri ve Edebiyat Sözlüğündeki Uydurma Tabirler adlı eserleri bulunmaktadır. İkinci eser, Türk Dil Kurumu’nun yayımladığı Edebiyat ve Söz Sanatı Terimleri Sözlüğü’nün (Ankara 1948) eleştirisidir. Divan Edebiyatı Istılahları başlıklı bir çalışmasının İslâm Yolu dergisinin ilâvesi şeklinde 1951’de basılmaya başlandığı elde mevcut ilk formasından anlaşılmaktadır (İSAM Ktp., nr. 9153). c) Edebiyat Tarihi, Biyografi ve Şerhler. 1. Şeyh Sa‘dî’nin Bir Sergüzeşti. Bostân’daki Somenât hikâyesine dair manzumenin şerhidir (İstanbul 1327r.). 2. Başlangıcından Tanzimat Devrine Kadar Edebiyat Tarihimize Dair Manzum Bir Muhtıra. Muhtasar bir eser olup Güftî tezkiresi ve Harâbât mukaddimesine benzer şekilde hazırlanmıştır (İstanbul 1931). Müellifin bu eseri tamamlamak için kaleme aldığı XIX. Asrın Yarısına Kadar Garp Edebiyat Tarihine Dair Manzum Bir Muhtıra adlı basılmamış bir eseri bulunmaktadır.


3. Fuzûlî’ye Dair. “Edebiyat Tarihimizde Araştırmalar” serisinin ilk kitabıdır (İstanbul 1936). 4. Şâir Nev’î ve Sûriyye Kasidesi. Nev‘î’nin kısa hal tercümesiyle birlikte Şehzade Mehmed’in 990 (1582) yılındaki sünnet düğününün anlatıldığı ünlü kasidesinin şerhidir (İstanbul 1937). 5. Baki’ye Dair. Kitabın önce Yücel dergisinde çıkan iki bölümüyle ilgili Sadettin Nüzhet Ergun’un eleştirileri “Mecburi Birkaç Söz” başlığıyla değerlendirilmiştir (İstanbul 1938). 6. Mesnevî’nin Eski ve Yeni Muterizleri. Muhammed Şâhin adlı bir kişinin Mesnevî’nin Tenkidi adıyla yazdığı eserin önsözüne 224 sayfalık cevaptır (İstanbul 1946). Müellif, bir yıl sonra çıkan aynı kişinin Mesnevi’nin Tenkidini Beyenmeyene Cevap adlı ikinci eserine de Mesnevi’nin Yeni Muterizine İkinci Cevap adıyla on altı sayfalık bir karşılık yazmıştır. 7. Germiyanlı Şeyhî ve Harnamesi (Giresun 1949). 8. Mesnevî. 1923’te Fâtih Camii’nde, 1948-1951 yılları arasında Süleymaniye Camii’nde verdiği Meŝnevî derslerinin ürünüdür. Önce formalar halinde çıkmış (1949-1951), daha sonra Fethi Sezai Türkmen tarafından yayımlanmıştır (I-V, İstanbul 1963-1975). Eser Meŝnevî’nin V. cildinin ortalarına kadar gelmektedir. 9. Tâhirü’l-Mevlevî (Olgun)’den Metin Şerhi Örnekleri. Müellifin Bâkî’nin “sünbül” kasidesiyle Kanûnî Sultan Süleyman’a kasideleri, Taşlıcalı Yahyâ’nın Şehzade Mustafa Mersiyesi, Nef‘î’nin Hotin Kasidesi, Sabrî’nin Ebûsaid Efendi Kasidesi, Fuzûlî’nin Bağdat Kasidesi ve “Şikâyetnâme”sini içeren, Divan Edebiyatından Birkaç Parça ve İzahı adlı basılmamış eserinin Şener Demirel tarafından gerçekleştirilen yayımıdır (Ankara 2005). Tâhirülmevlevî’nin ayrıca İbni Kemal’in Yavuz Hakkındaki Mersiyesi, Mantıkî ve Bir Hezeliyyesi, Nedim’in Köşk Kasidesi ve Namık Kemal ile Ziya Paşa’nın Naziresi, Vehbî’nin Tayyâre Kasidesi ve Şerhi, Tannâne Kasidesi gibi yayımlanmamış şerh çalışmalarıyla Veliyyüddinoğlu Ahmed Paşa Divanı’nın Nesre Çevrilişi adlı bir eseri vardır. 10. Şair Anıtları. Müellifin görüştüğü yahut tanıdığı otuz kadar şairin biyografisiyle ölümlerine düşürdüğü tarihleri içeren eseri Mehmet Atalay yayıma hazırlamıştır (Erzurum 2005). Tâhirülmevlevî’nin basılmamış eserleri içinde Âşık Çelebi Tezkiresi ve Şair Zatî, Bursalı Gazâlî, Kudemâ-yı Mevleviyye, Şükûfe-i Bahâristan, Şair Refî-i Kâlâyî, Şair Ali İffet gibi biyografi kitapları bulunmaktadır. Ayrıca Şeyh Galib’in Hüsn ü Aşk’ını neşre hazırlamıştır (İstanbul 1329). d) Hâtıra, Mektup ve İzlenimler. 1. Yenikapı Mevlevîhânesi Postnişini Şeyh Celâleddin Efendi Merhum. Eser müellifin kendi hayatına dair bazı bilgiler de içermektedir (İstanbul 1326). 2. Matbuat Âlemindeki Hayatım. Tâhirülmevlevî’nin 1926 yılına kadar matbuat hâtıraları, giriştiği kalem mücadeleleriyle İstiklâl Mahkemesi’ndeki yargılanma safhalarının anlatıldığı eser Sadık Albayrak tarafından bazı bölümleri çıkarılarak neşredilmiştir (bk. bibl.). 3. Çilehâne Mektupları. Müellifin Mevlevî Çillesi, Hâtırat ve Tahassüsâtını Hâvî Olarak Ahmed Remzi Dede’ye Mektuplar ismiyle kayıtlı olan ve 13 Şubat 1896 - 19 Kasım 1899 tarihleri arasında yazılmış yirmi mektubu içeren defteri Cemal Kurnaz ve Gülgün Erişen bu adla yayımlamıştır (Ankara 1995). 4. Edebî Mektuplar. Tâhirülmevlevî’nin Ahmet Talat Onay’a yazdığı dokuz mektupla çeşitli kişilere yazdığı dokuz mektubu ihtiva eden eser Cemal Kurnaz tarafından önsöz, ekler, notlar, açıklamalar ve dizinle birlikte neşredilmiştir (Ankara 1995).

B) İslâm Tarihi ve Medeniyeti. 1. Târîh-i İslâm Sahâifinden. Beyânülhak’ta çıkan seri yazılarından oluşmaktadır (İstanbul 1326). 2. Medâris-i İslâmiyye Talebesine Târih Hulâsaları. Dergilerde yayımlanmış İslâm tarihiyle ilgili bazı yazılarını içermektedir (İstanbul 1331). 3. Cengiz ve Hülâgû Mezalimi. Eserde Cengiz ve Hülâgû gibi şahsiyetler eleştirilmektedir (İstanbul 1332). 4. Hazret-i Peygamber ve Zamanı. Teâlî-i İslâm Cemiyeti’nin hizmetleri kapsamında hazırlanmış olup Dârüşşafaka’da ders kitabı olarak kabul edildikten sonra basılmıştır (İstanbul 1339; tıpkıbasımı, İstanbul 2009; s.nşr. Münif Alioğlu, İstanbul 2009). 5. İnsanlığın Büyük Önderi Resûl-i A’zam Hz. Muhammed’in (s.s.) Hal Tercümesi (İstanbul 1964). İslâm Yolu dergisinde tefrika edilen eser bazı kısaltma ve sadeleştirmelerle Hazret-i Peygamberin Hayatı ismiyle de basılmıştır (İstanbul 1971). 6. Müslümanlıkta İbadet Tarihi. Namaz, oruç, zekât ve haccın tarihçesinden bahseder (1946-1947). 7. Müslümanlığın Medeniyete Hizmetleri (İstanbul 1974). Asıl adı Asr-ı Saâdette Müslümanlığın Medeniyete Hizmetleri olan eser müellifin Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye medreselerinde verdiği dersler için hazırlanmıştır. Eserde Câhiliye devri örf ve âdetleriyle İslâm’ın getirdiği medeniyet esaslarının karşılaştırması yapılmaktadır. Tâhirülmevlevî’nin yayımlanmamış tarih eserleri arasında İslâm Askerine, Kāili Bilinen Fıkralar, Kamerî Aylara Dair Mâlûmat, Siyer-i Enbiyâ (Târîh-i Enbiyâ), Büyüklerimizden Bazı Zevat, Hallâc-ı Mansûr’a Dair adlı kitaplar bulunmaktadır.

C) Çevirileri. 1. Efgan Emiri Abdurrahman Han. Abdurrahman Han’ın Afgan diliyle kaleme aldığı eserin Farsça çevirisinden Türkçe’ye aktarılmış olup I. cildi Sırât-ı Müstakîm’de tefrika edilmiştir (nr. 163, 6 Teşrînievvel 1327’den başlayarak). 2. Kafkas Mücahidi Şeyh Şâmil’in Gazavâtı. Muhammed Tâhir el-Karahî’den tercüme olan eser Sebîlürreşad Kütüphanesi’nin yirmi üçüncü kitabı olarak yayımlanmış (İstanbul 1333), yeni harflerle de basılmıştır. 3. Hind Masalları (I-II, İstanbul 1920; 1926). Şeyh İnâyetullah Kenbû’nun Bahâr-ı Dâniş adlı eserinin tercümesi olup bir kısmı Peyâm-ı Sabah’ta tefrika edilmiştir (1920). 4. Mir’âtü’l-Akāid. Molla Câmî’nin aynı adlı manzum eserinin çevirisidir (İstanbul 1964). Müellifin yayımlanmamış bazı tercümeleri şunlardır: Kur’an ve Mağz-ı Kur’an, Menâkıbü’l-Ârifîn’de Münderic Makālât-ı Şems-i Tebrîzî’den On Faslın Tercümesi, Münâcât-ı Hazret-i Mevlânâ Tercümesi, Risâle-i Fütüviyye Tercümesi, Nisâb-ı Mevlevî, Sa‘dî-i Şîrâzî’ye Dair, Tercüme-i Tefsîr-i Hüseyn, Hind İhtilâli, Hind’in Moğol Hükümdarları ve Nâdir Şah. Tâhirülmevlevî’nin basılmamış eserlerinin önemli bir kısmı Süleymaniye Kütüphanesi F. S. Türkmen bölümünde bulunmaktadır (eserleri için ayrıca bk. Şentürk, s. 61-115).

BİBLİYOGRAFYA:

İbnülemin, Son Asır Türk Şairleri, s. 1857-1862; Mehmet Behçet Yazar, Edebiyatçılarımız ve Türk Edebiyatı, İstanbul 1938, s. 427-432; a.mlf., “Tahir Olgun”, Yedigün, sy. 377, İstanbul 1940, s. 13; A. Atillâ Şentürk, Tahir’ül-Mevlevî Hayatı ve Eserleri, İstanbul 1991; Tâhirülmevlevî, Matbuat Alemindeki Hayatım ve İstiklal Mahkemeleri (haz. Sadık Albayrak), İstanbul 1992; Orhan Okay, “Osmanlı’da Mesnevihanlık Geleneği ve Son Mesnevihanlardan Tahirülmevlevi”, X. Millî Mevlânâ Kongresi (Tebliğler), Konya 2002, I, 309-314; Şefik Can, “Yenikapı Mevlevihanesinin En Son Mesnevihanı Tahirü’l-Mevlevî”, KAM, XXIII/2 (1994), s. 33-40 (aynı makale için bk. Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, II/2, Konya 1996, s. 97-101); Zülfikar Güngör, “Tahirü’l-Mevlevî’nin Hallâc-ı Mansûr’a Dair Risalesi”, AÜİFD, XXXIX (1999), s. 581-597; Müzahir Kılıç, “Tahirü’l-Mevlevi’nin Mahfil Dergisinin Birinci Cildinde Çıkan Şiirleri”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, sy. 24, Erzurum 2004, s. 85-97; H. Ahmet Özdemir, “Tâhirü’l-Mevlevî ve Cengiz ve Hülâgû Mezâlimi Adlı Eseri”, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sy. 11, Adapazarı 2005, s. 135-169; “Olgun, Tâhir”, TDEA, VII, 118-119.

Âlim Kahraman