YAHYÂ b. YAHYÂ el-MİNKARÎ

(يحيى بن يحيى المنقري)

Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Yahyâ b. Bekr (Bükeyr) et-Temîmî el-Minkarî en-Nîsâbûrî (ö. 226/840)

Horasanlı hadis hâfızı.

142 (759) yılında Nîşâbur’da doğdu. Aslen Benî Temîm’e mensuptur. Benî Minkar’ın veya Benî Hanzale’nin mevlâsı olarak da zikredilmektedir. Hicaz, Mısır, Şam, Yemen ve Irak’a seyahatler yaptı. Mu‘temir b. Süleyman, Ziyâd b. Meymûn, Yezîd b. Mikdâm b. Şüreyh, Kesîr b. Süleym ed-Dabbî gibi tâbiîlere ulaştı; ancak Mu‘temir b. Süleyman dışındakiler zayıf kabul edildiği için onlardan işittiği hadisleri rivayet etmedi. Derslerine düzenli devam ettiği ilk hocası Hafs b. Abdurrahman’ın meclisine 161’de (777) katıldı. Diğer hocaları arasında Mâlik b. Enes, Leys b. Sa‘d, İsrâil b. Yûnus es-Sebîî, Nadr b. Şümeyl, Süleyman b. Bilâl, Hammâd b. Seleme, Hammâd b. Zeyd, Süfyân b. Uyeyne gibi şahsiyetler bulunmaktadır. Hâkim en-Nîsâbûrî’nin Târîħu Nîsâbûr’da beş tabakaya ayırdığı söylenen Yahyâ’nın talebeleri arasında Buhârî, ilk semâını kendisinden yapan Müslim (Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, XII, 558), İshak b. Râhûye, Humeyd b. Zencûye, Muhammed b. Nasr el-Mervezî, Ahmed b. Seyyâr, Osman b. Saîd ed-Dârimî, Muhammed b. Yahyâ ez-Zühlî ve oğlu Yahyâ b. Muhammed, Hamdân es-Sülemî, Muhammed b. Eslem, Muhammed b. Amr el-Cereşî, Ca‘fer b. Muhammed et-Türk, Muhammed b. Abdüsselâm b. Beşşâr, İbrâhim b. Ali ez-Zühlî, Dâvûd b. Hüseyin el-Beyhakī, Ali b. Hüseyin es-Saffâr yer almaktadır (İbnü’l-Cevzî, XI, 115-116). Hammâd b. Zeyd’in kitaplarını görebilen tek öğrencisi olan (Mizzî, XXXII, 35), Mâlik b. Enes’in ashabının orta tabakasından ve fakihlerinden sayılan Yahyâ el-Muvaŧŧaǿı Mâlik’e bizzat okudu. Ahmed b. Hanbel’e göre onun Mâlik’e kıraati başkalarının aynı hocadan semâ yoluyla aldıkları rivayetlerden üstündür. Yahyâ el-Minkarî, el-Muvaŧŧaǿ dersleri bittikten sonra tavırları itibariyle sahâbe ve tâbiîne benzetilen Mâlik’i kendisine örnek almak ve muhtemelen onun diğer derslerine de katılmak için bir süre daha Medine’de kaldı. 226 yılının Safer ayında (840 Aralık) Nîşâbur’da vefat eden Yahyâ’nın cenazesine 100.000 kişinin katıldığı zikredilmektedir. Yahyâ el-Minkarî’nin damadı “Türk” lakaplı Muhammed b. Eflah olup kızı tarafından soyu en azından VI. (XII.) yüzyıla kadar sürmüştür (Sem‘ânî, et-Taĥbîr, I, 193).

Yahyâ b. Yahyâ hakkında Ahmed b. Hanbel, İshak b. Râhûye, Muhammed b. Yahyâ ez-Zühlî, Muhammed b. Eslem, İshak b. İbrâhim gibi âlimler övgü ifadeleri kullanmıştır. Onu Horasan’da Abdullah b. Mübârek’ten sonraki en büyük âlim sayan, mihne dönemindeki tavrını takdirle anan, kendisiyle görüşmeyi arzu ettiği halde fırsat bulamayan Ahmed b. Hanbel, Yahyâ’nın farklı rivayet ettiğini duyduğu bir hadisi, “Onun muhalefet ettiği hadiste hayır yoktur” diyerek defterinden çıkarmıştır (Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, X, 514-515). Duyduğu her şeyi rivayet etmemesi ve rivayette çok ihtiyatlı davranması onun dikkat çeken vasıflarındandır. Şüpheye düştüğü hadisleri gençliğinde mürsel olarak rivayet ederken olgunluk yıllarında herhangi bir değerlendirme yapmadan onları terketmiş, yaşlılık döneminde ise kitabından tamamen çıkarmıştır. Bu sebeple kendisine “şekkâk” (çok şüphe eden) lakabı verilmiş, “İki yıl daha yaşasaydı rivayet edeceği hiçbir hadis kalmayacaktı” denilmiştir (İbn Ebû Hâtim, IX, 197; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, X, 515). Ancak onun şüpheciliği hadisçiliğine zarar verecek türden değildir ve ihtiyat gereğidir. Horasan Valisi Abdullah b. Tâhir’in, “Yahyâ’nın şüphesi bizim nazarımızda yakīnî bilgi sayılır” demesi (İbn Hacer el-Askalânî, VI, 184), kendisinden 20.000 civarında hadis rivayet edilmesi (İbn Abdülhâdî, II, 60), VIII. yüzyılda ona ait büyük bir hadis cüzünün varlığının bilinmesi (Zehebî, Târîħu’l-İslâm, s. 463) gibi hususlar hadislerinin iyi muhafaza edildiğini ve ihtiyatının gereksiz olmadığını göstermektedir. Yahyâ’nın bazı rivayetlerinin “Horasan’ın gülünün (Yahyâ) Irak’ın gülünden (Yezîd b. Zürey‘) rivayeti” şeklinde özel ilgiyle karşılanması da muhaddisler nazarındaki yerini ortaya koymaktadır (Mizzî, XXXII, 35; İbn Hacer el-Askalânî, VI, 183, 498). Hadis ricâli konusunda da Horasan’da görüşüne başvurulan âlimlerden olan Yahyâ’nın Basra’da Abdurrahman b. Mehdî’den öğrendiği ricâl bilgisini bir deftere kaydettiği belirtilmektedir (İbn Hibbân, Kitâbü’l-Mecrûĥîn, I, 51).

Hz. Peygamber’in sünnetini yaşatan meşâyihten, aynı zamanda Horasan’ın üç fakihinden biri sayılan Yahyâ’nın Abbâsî Halifesi Me’mûn ile Mâlik’in dersinde yaptıkları söylenen bazı konuşmalara dair rivayetler Me’mûn’un Mâlik’in dersine hiç katılmadığı gerekçesiyle doğru sayılmamıştır (Zehebî, Târîħu’l-İslâm, s. 461). Me’mûn’un halifeliği döneminde Nîşâbur kadılığını kabul etmeyen ve halku’l-Kur’ân düşüncesini benimseyenlerin kâfir olduğunu söyleyen Yahyâ’nın bu tavrını Ahmed b. Hanbel övmüştür. İnsanı dinden uzaklaştıracağı gerekçesiyle Kelîle ve Dimne gibi bazı tercümelerin, sahâbîleri zemmetmeye yol açacağı gerekçesiyle de aşırı Şiî temayülleriyle tanınan Nasr b. Müzâhim’e ait Kitâbü VaķǾati Śıffîn gibi eserlerin okunmasına karşı çıkması (a.g.e., s. 463) onun Mu‘tezile, Şîa vb. fırkalar hakkındaki tavrını göstermektedir.


BİBLİYOGRAFYA:

Buhârî, et-Târîħu’l-kebîr, VIII, 310; İbn Ebû Hâtim, el-Cerĥ ve’t-taǾdîl, IX, 197; İbn Hibbân, eŝ-Ŝiķāt, IX, 261-262; a.mlf., Kitâbü’l-Mecrûĥîn (nşr. Hamdî Abdülmecîd es-Selefî), Riyad 1420/2000, I, 51; İbn Adî, el-Kâmil, III, 1043-1044; VI, 2084-2085; Sem‘ânî, el-Ensâb (Bârûdî), V, 397; a.mlf., et-Taĥbîr fi’l-muǾcemi’l-kebîr (nşr. Münîre Nâcî Sâlim), Bağdad 1395/1975, I, 193; Kādî İyâz, Tertîbü’l-medârik, I, 407-409; İbnü’l-Cevzî, el-Muntažam (Atâ), XI, 113-116; Mizzî, Tehźîbü’l-Kemâl, XXIV, 499; XXXII, 32, 35; İbn Abdülhâdî, ǾUlemâǿü’l-ĥadîŝ, II, 59-60; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, IX, 165, 199, 399; X, 512-519; XI, 374; XII, 558; XIV, 34-35; XX, 19; a.mlf., Târîħu’l-İslâm: sene 221-230, s. 460-463; Burhâneddin İbn Ferhûn, ed-Dîbâcü’l-müźheb, Kahire 1329-30, s. 349-350; İbn Hacer el-Askalânî, Tehźîbü’t-Tehźîb (nşr. Halîl Me’mûn Şîhâ v.dğr.), Beyrut 1417/1996, V, 41; VI, 183-184, 498.

Halit Özkan